Radyo 80 | Fıstık Gibi Radyo

Kaymakam Saim Bey ve Mamure İstasyonu Baskını

Güncel

Milli mücadele kahramanlarından Saim Beyin asıl adı Saim Ruhi’dir. Babası, Kozan Mutasarrıflığında memur Diyarbakırlı Şükrü Efendidir. Annesi İstanbullu Atiye Hanımefendidir.


Milli mücadele kahramanlarından Saim Beyin asıl adı Saim Ruhi’dir. Babası, Kozan Mutasarrıflığında memur Diyarbakırlı Şükrü Efendidir. Annesi İstanbullu Atiye Hanımefendidir.





1895 yılında Kozan’da dünyaya gelen Saim, küçük yaşta babasını ve annesini kaybetmiştir. Zeki bir çocuk olan Saim, yaşı büyütülerek başladığı Kozan İptidai (İlkokul) ve Rüştiye (Ortaokul) mekteplerini bitirmiştir. Akrabalarının desteği ile Liseyi Adana İdadisinde okuyan Saim, baba dostu Cizreli Muhtar Fikri (Gücüm)’ün desteği ile 1910’da İstanbul Darülfünun’a (Hukuk Fakültesi) gitmiştir.





Saim Bey İstanbul’da, 1912 yılında 190 askeri tıbbiyelinin kurduğu Türk Ocağı’nın müdavimlerindendir. Ateşli bir vatanseverdir.





Darülfünun son sınıfta iken 1. Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine tahsilini yarım bırakıp cepheye giden gönüllülerdendir. Kısa bir Yedek Subay eğitiminden sonra Kafkas Cephesi’ne gönderilen Saim Bey, Kazım Karabekir Paşa’nın emrinde Alay Yaveri olarak Nahcıvan’a gitmiş, başarılarından dolayı Harp Madalyası ile ödüllendirilmiştir.(Yusuf Delikoca, Saim Bey, Ekrem Matbaası, Adana-2009)





Mondros Mütarekesi ile ordunun terhis edilmesi üzerine İstanbul’a gelen Saim Bey, zehirli sıtma hastalığından vefat eden arkadaşı Muhittin’i Osmaniye’ye defnettikten sonra Kozan’a gitmiştir.





Kozan’da milli mücadele hareketlerine katılan Saim Bey, Adana’daki işgal Valisi Albay Bremond’un, Fransa’nın adil bir devlet olduğunu, isterse kendisine bir görev vereceğini söylemesine tepki göstermiştir. Demiştir ki; “Albay! Biz vatanperverler, sizin zulmünüzden değil adaletinizden korkarız. Elinizden geldiği kadar zulüm ve işkence yapınız. Bunlar bizi ancak güçlendirir.”(Taha Toros, age, Mustafa Onar, Saimbeyli, Adana-1989)





Albay Bremond tarafından il dışına sürülen Saim Bey, İstanbul’a gitmiş, son sınıf derslerini vermiş ve Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Cemal Paşa’nın verdiği 400 lira harçlıkla Ankara’ya gelen Saim Bey, kendisine teklif edilen Yıldızeli Müddeiumumîliği ve Bozkır Kaymakamlığı görevlerini kabul etmemiş, Mustafa Kemal Paşa’nın emri ile Feke Kaymakamlığına tayin edilmiştir.(Recep Dalkır, Yiğitlik Günleri, TT Postası Matbaası, İst.1961)









Ermeni kamavorların elinde bulunan Haçin’in 18 Ekim 1920 günü Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılmasından sonra Haçın Kaymakamlığına tayin edilen Saim Bey demiştir ki; “Yurdumun muhtelif yerlerinde düşman bulunur, onların pis çizmeleri güzel yurdumuzu kirletirken ben burada bir Kalem Efendisi olarak pasif bir halde duramam. Bu beni çok üzer. Yurdumun taşı toprağı, canlı cansız her şeyi tamamen hürriyetine, istiklaline kavuşmadan yeşil masada oturup keyfime bakarsam bu yurdun ekmeği aşı bana haram olur. Böyle kara günde millet kan ağlarken ben kadife koltukta oturamam.” (Recep Dalkır, Yiğitlik Günleri, TT Postası Matbaası, İst.1961, s.165)





Saim Bey, Güney Cephesi Komutanı Selahattin Adil Paşa tarafından Üsteğmen rütbesi ile Kadirli merkez Komutanlığına, ardından Ceyhan Grup Komutanlığına getirilmiştir. (Recep Dalkır, age, s.167)





Mamure İstasyonu, Osmaniye’den geçen Hicaz demiryolu üstündedir ve işgalci Fransızların elindedir. Saim Bey, Fransız karargâhı olan Mamure İstasyonu’nu almak için harekete geçmiştir.





Kozan Merkez Komutanı Recep (Dalkır) beye 14 Kasım 1336/1920 günü gönderdiği mektubunda Saim Bey samimi duygularını ifade etmiştir; “İnşallah Osmaniye topraklarından gavuru kovan ilk mühim amil biz olacağız. Şehirlerde mühim noktalarda güzel Türk bayrağını çeken ve nihayete kadar yaşatan yine biz olacağız.” (Recep Dalkır, age)





Recep Beye 15 Kasım 1336/1920 günü gönderdiği ikinci mektubunda da aynı hislerini tekrar etmiştir; “Vesikaya hacet yok. Emri yanlarında alıkoysunlar. Mıntıkaların gayrı mahallerden geçerken ‘Hayyalennecat!/Buyurun Cenk Meydanına!’ diye rast gele tebliğat icra etsinler. Allah gibi namus da birdir. Buna varılacak yolu herkes bilir. Bu babta söylenecek ve yapılacak her şey bence fazladır.





Yüce Tanrı İslam Türkü ve diğer kavimleri uyandırsın. Saadet ve huzur-u ebedi pek yakınımıza geldi. Ceyhan Grubu Kumandanı Saim” (Recep Dalkır, age)





Mamure İstasyonunu almak için hazırlıklar tamamlanmıştır.
Kesmeburun Köyü’nden öğleyin hareket eden Saim Bey ve arkadaşları Mamure’ye hâkim bir yerde karargâh kurarak Mamure İstasyonundaki Fransızların hareketlerini gözetlemeye başlamıştır.





Mamurede bir tabura yakın Fransız, Ermeni, Arap asker vardır.





17 Kasım 1920 akşamı, Domuzludağı’nın Mamure İstasyonuna bakan yamacına “1. Cihan harbinde saman veya zahire ambarı olarak yaptırılmış olması muhtemel ve Mamureye 600
-800m mesafede hangar gibi bir yapıya” gelen Saim Bey burada karargâh kurmuşlardır.





Domuzludağı’ndaki bu hareketlilik Fransızlar tarafından anlaşılmıştır. Saim Bey ve arkadaşları Mamure İstasyonuna sızmaya çalışırken Fransızlar tenvir fişekleri atarak bu hareketliliği takibe başlamıştır.





Saim Bey ve arkadaşları Fransızlara görünmemek için aydınlık olunca yatarak, karanlık olunca sıçrayarak İstasyona 50m kadar yaklaşmış, tren hattının meyline yapışıp mevzi almıştır. Bu arada Fransızlar da Mamure İstasyonundan makineli ve otomatik tüfeklerle ateş etmeye başlamıştır.





Bir ara ateşin kesilmesinden yararlanan Saim Bey Fransızların arasında bulunan Cezayirli Müslümanları yanına çekmek için ayağa kalkmış ve haykırmıştır: “Ene müslim, ente müslim: Ben Müslümanım, sen de Müslümansın!” İçerden “Elhamdülillah” sesleriyle beraber karışık sesler çıkmıştır.









Bu esnada Fransızların attığı bomba Saim Beyin kucağında patlamıştır. Feci bir andır.





Saim Bey ağır yaralanmıştır. Vücudunun her yerinden kan sızmaktadır. Yaralarını saracak sargı bezi, pamuk, tentürdiyot bile bulunmadığından silahlardan sedye yapılmış, üzerine bir keçe atılmış, kaputu ile kapatılmış ve karargâha ulaştırılmıştır. Saim Bey son nefeslerini verirken şehirde sabah ezanı okunmaya başlamıştır.





Şehit olan Saim Bey için ağaçlardan yapılan sedye ile arkadaşlarının omuzunda Kozan’a Kabristanına taşınmıştır. Haçın’ı aldıkları zaman Kozan’da davul zurna ile karşılanan kahraman Saim Bey için gözyaşları ile karşılanmıştır.





Saim beyle beraber Mamure’de Şehit Düşenler: 1-Kozanlı Kaymakam Saim Bey, 2-Kozan Ağılıboğaz Köyünden Memiş, 3-Osmaniye’den Kalender Mustafa (Eroğlu), 4-Osmaniye Bahçe Köyünden İbooğlu Mehmet Ağa, 5-Saim beyin Kâtibi Fekeli Kamil, 6-Osmaniye Karayiğitli Köyünden Hanifi Oğlu Mehmet, 7-Kadirli Azaplı Köyünden Küçük Ali, 8-Kadirli Alibeyli Köyünden Kürt Hüseyin, 9-Kadirli Çığşar Köyünden İsmail Kuru, 10-Kadirli’den Çığşar Köyünden Dokuzoğlu Koca, Kaymakam Saim Beyin kahramanlığını anlatan arkadaşı M. Naci hatıralarında diyor ki; “Haçın’ı ıskat ettikten sonra birçok ısrarlara rağmen Kozan’da birkaç gün bile istirahate rıza göstermemiş, Mamure cephesini de deruhte etmişti. Merhum Saim’in karargâhı olan Araplı Karyesine müteveccihen hareket ettik. 18 Teşrinisani 336’da Ceyhan Nehri sahilinde Hürüuşağı Karyesi civarına yetiştiğimizde müteessir birkaç köylüye tesadüf ettik. Nereden geldiklerini sorduk. Araplı’dan geldiklerini söylediler. ‘Kaymakam şehit oldu’ cevabın verdiler. ‘Kaymakam’ demek ‘Saim’ demekti.





Türk gençliği için daima idamesi icap eden, çok asil bir milliyet ve vatanperverlik çığırı açan merhum Saim’in şahadeti şüphesiz ki müteessir ve dil-hun etmiştir.





Mamafih kahramanlık yolunda şehit düşenlerin hatırasını ahfadımızın dimağında yaşatmak bizlere düşen bir borçtur.”(Remzi Oğuz Arık, Adana Ticaret Rehberi-1924)





Kozan İhtiyat Zabitan Cemiyeti merhumun şehadetinden bir müddet sonra resmini taşıyan bir kart bastırmış ve üzerine şunları yazdırmıştır: “Bu genç yalnız aşk, istiklal ve milliyeti söndürülmek üzere tedip edildikten sonra hareket-i milliyenin başladığı gün bütün zincirleri kırarak, tekmil mâniaları aşarak, vatanına yetişen ve açtığı zafer kapılarından tevazu ile girip muvaffakiyetlerine 17 Kasım 1336 günü gecesi Mamure Fethi’ni de ilave ederken kucağında patlayan bir düşman bombası ile şehit düşen Saim’dir.” (Recep Dalkır, age)





Şehid-i muhterem Saim Bey’i ve onunla birlikte şehit düşenleri rahmetle anıyoruz.





İsmet İPEK


Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.